Birliknet.com ®
 
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: 1948 donanma yıllıgı  (Okunma Sayısı 228 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
peyk
Teğmen
*

Kıdem: 40
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 223




Kuvvet:

« : Temmuz 26, 2008, 10:20:17 ÖS »

Forum içerisinde 1947 yıında egedeki 12 ada'nın milli şef ismet beyin donanmanın güçsüz oldugu için almadıgı ve bu yüzdende yunanistana verildigi söylenir yıllar önce jane's fighting ship ayarında hazırladıgım 1948 yılına ait Türk donanması
yorumu size burakıyorum donanmamız o tarihlerde güçlümü güçsüzmü
http://rapidshare.com/files/132662393/1948.rar.html
Logged

İtinalı şekilde tank'lara balans ayarı yapılır
bunkerbuster
Kurultay 27
Kd. Binbaşı
*

Kıdem: 126
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 1862



Kuvvet:

« Yanıtla #1 : Temmuz 26, 2008, 11:42:46 ÖS »



   İstersen bir de İngiliz ve Amerikan donanmasının envanterini koy !  Millet karşılaştırsın.

   Daha da önemlisi yalan söyleme !

   Mevzubahis konuda, 1948 yılı için değil, Kurtuluş savaşının hemen sonrasında, Lozan'ın imzalandığı 1923 yılı için , yeterli deniz gücümüz olmadığı tarafımdan yazılmıştır.

   Yalanı sevmem, yılanı sevdiğim kadar !
Logged
Defcon
Teğmen
*

Kıdem: 6
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 131



Kuvvet:

« Yanıtla #2 : Temmuz 26, 2008, 11:50:23 ÖS »

Burda bir yalan göremiyorum.Nerden çıkardın!.Doğru da olabilir yanlışta olabilir,emek harcamış koymuş,yorumuda sana bırakmış,yalancılıkla suçla diye değil öğren diye!
« Son Düzenleme: Temmuz 27, 2008, 02:48:28 ÖÖ Gönderen: Defcon » Logged
bunkerbuster
Kurultay 27
Kd. Binbaşı
*

Kıdem: 126
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 1862



Kuvvet:

« Yanıtla #3 : Temmuz 26, 2008, 11:59:45 ÖS »



   Yalancıya her yerde yalancı denir.

   Yalanın nerede olduğu yukarıda açık ve net olarak yazılmış.

   İstersen tekrar yazayım, alıntı yaparak:

   ''  Mevzubahis konuda, 1948 yılı için değil, Kurtuluş savaşının hemen sonrasında, Lozan'ın imzalandığı 1923 yılı için , yeterli deniz gücümüz olmadığı tarafımdan yazılmıştır. ''


   İyice görüldü mü, yalanın nerede olduğu ?
Logged
peyk
Teğmen
*

Kıdem: 40
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 223




Kuvvet:

« Yanıtla #4 : Temmuz 28, 2008, 02:37:32 ÖS »

Syn.bunkerbuster diger konularda oldugu gibi tartışmanın fikir alış verişin seviyesini kendi lehinize oldukça düşürdünüz .
Yazılarıma bilim,tarih ve ülke gerçekleri hakkında bir fikir ,çürütme yazısı, tenzip  yazabilirsiniz bunu anlarım ama ideolojik bir yaklaşım ile her yazıma bu foruma uygun olmayan lakayit  sokak agzı ile cevap vermektesiniz hiç hoş degil.
eger ben yanlışsam ki bu sizin ithamınız bunu saygı kuralları çerçevesinde dile getirmek zorundasınız iş hakaret veya küfüre girerse orda ben yokum.İddaalarınızı saglam kanıtınız varsa cevaplayabilirsiniz ha kanıtım yok ama ben genede yazayım diye bu kelimeleri yazarsanız ben degil siz alçalırsınız
mevzu bahis konu ege denizinde bulunan içinde midilli,rodos,sakız gibi adaların bulundugu 12 ada olarak tabir edilen 1911
osm-italyan traplusgard savaşı sırasında italyanın bu 12 adayı işgal etemesi ile fiili olarak bizden çıkmış ama italya bu olayın  geçici işgal terimi kullanılmışsada işgal kalıcı olmuş. Bunun sebebi 1911 yılında donanmanın çok güçsüz  oldugu için  sefere çıkmayarak adaları onlara burakmamızdır bu olayların hemen arkasından Ive II balkan savaşları 1914-1918 Idünya şavaşı 1919-1923 kurtuluş savaşı gibi Türk tarihine 10 yılık savaşlar olarak geçen olaylar neticesinde bu 12 ada pek önemsen medi 1923 yılında yeni kurulan Türk cumhuriyetini tanınıp statüsünü belirlemek için lozan da bir konferans toplandı
bu toplantıda yayılamcı  emparyalist hayallerden asla vazgeçmeyen ingiltere  kıprısı italya ise 12 adaları bize burakmadı
çünkü bu adaları silahlı veya siyasi bir güç ile almamız mümkün degildi çünkü kıprıs ing.mısır ve hindistan yolu için güvenlik kapısı idi italyada bu adalar ile türkiyeyi egedenizinde kontrol altında tutma gibi bir düşüncesi vardı bu olaylar hitler almanyasının IIdünya şavaşını çıkarması ile almanyanın müttefiki olan italyanın 5 yıl süren savaştan mavlup çıkması ile bittti
savaş tazminati alacak devletler ile mavlup devletler  1947- 48 yıllarında antlaşmaya vardılar
KONUMUZUN ANA UNSURU OLAN italyanın 1911 de işgal ettigi 12 ada türkiyeye burakıldı ama ozaman ki mevcut hükümet yeterli donanması olmadıgı için adaları koruyamayacagını söyleyerek almak istemedi kuruldugu günden itibaren büyük yunanistan hayali ile yaşayan ve aslen bir iç savaş yaşayan ve ülkeleri mavfolmuş ikiye bülünmüş bir vaziyette dahi bu adaları koruyabileceklerini belirten ing. yanlısı kralcılar adaları resmen istedi ve çok kolay aldılar .
bügün 12 mil sorunu diye adlandırdıgımız surunu ana kaynagı budur
degerli bunkerbuster  arkadaşım yazılarımda kimseyi haksız yere suçlayıphakrek seviyesizlgine düşmedim  eger yukarıdaki betimlemede yanlış veye hatalı bir yer bulup  görürsen eger bunu belli bir düzeyde yaparsan sevinirim eger bana kanıtları ile  yazdıgım ve yıllarımı verdigim donanma konusunda yalan  söyledigimi kanıtlarsan ben de diyecegimki dünyanı enbüyük yalancısı benim

On İki Adanın Yunanistan´a ikram edilmesinin hikâyesi
 
Dün Ege Adaları’nın Yunanistan’a terk edilişinin 61. yıldönümüydü (15 Şubat 1947)…
Politik “hay-huy”lar arasında kaynadı gitti.
Oysa yıldönümleri, hatalarımızı sorgulamak açısından önemli fırsatlardır.
Olan olmuş diyelim, ama en azından “Burnumuzun dibindeki adaları neden Yunanistan’a terk ettik?” sorusunu da kendimize sormaktan vazgeçmeyelim…
Devletimiz vaz geçse de, yüreğimiz hiç vaz geçmesin.
“12 Ada” yahut “Ege Adaları” dendiğinde, kalbimiz hazin hazin vursun, şuurumuz ürpererek düşünsün…
Elimizden kaçırdığımız fırsatlara hayıflanıp duralım.
Son zamanlarımız savaş alanlarında, cephelerde vuruşarak “kan bahasına” kazandığımız yerleri diplomasi masalarında kaybetmekle geçti…
Lozan son örneklerden sadece biridir…
Cepheden cepheye savaşarak kanımızla çizdiğimiz “Misak-ı Millî” sınırlarını, Lozan’da kurulan diplomasi masasındaki mürekkeple “tashih” ettik!
Musul ve Kerkük İngiltere’ye, Adalar ve Batı Trakya Yunanistan’a gitti.
Nereler kimlere gitmedi ki?
-
1912’de Trablusgarp’ta (şimdiki Libya) İtalyanlarla kapışmışız. Aynı tarihte İtalya Rodos başta olmak üzere bazı adaları işgal etmiş. Ama Ouchy Antlaşmasıyla (1912) adaların Osmanlı devletine geri verilmesi kararlaştırılmış, ancak Osmanlı Devleti Balkan savaşlarında tükenmeye yüz tuttuğu için İtalya bu sözünde durmamış.
Herkes bizim gibi “bekle gör politikası” izlemiyor; her şeyi projelendiriyorlar ve adım adım uygulamaya çalışıyorlar.
Nitekim Birinci Dünya Savaşı hengâmesinde bile, İtalya, bu konuyu gündeme getirmiş, Almanya gibi son derece güçlü (başlangıçta) müttefikine dayanarak bastırmış. Sonuçta, Rodos dahil, tüm on iki adanın kendisine ait olduğunu hem Yunanistan’a, hem de müttefiklerine kabul ettirmiş...
Türkiye ise ancak Lozan Antlaşması’yla adaların İtalya’ya aidiyetini kabullenmiş.
İkinci Dünya Savaşı sona ererken, Almanya saflarında dövüşen İtalya, savaş sonunda nasılsa elinden çıkacağını bildiği adaları, Almanya’nın tavsiyesi üzerine Türkiye’ye teklif etmiş:
“Gelin” demiş, “her adaya bir karakol kurun, bayrağınızı çekin.”
“Milli Şef” İsmet Paşa yönetimindeki Türkiye bu teklifi geri çevirmiş. çünkü “Misak-ı Milli sınırları dışında bir talebimiz yok”muş.
Gelin görün ki, Ege Adaları zaten “Misak-ı Millî” sınırları içindeymiş!
İkinci Dünya Savaşı bitmiş. Kimilerine göre “İsmet Paşanın diploması dehası” sayesinde savaşta “bitaraf” (tarafsız) kalan Türkiye savaş sonunda “bertaraf” edilmiş.
Yunanistan dikensiz gül bahçesinde istediğini yaptırıp Ege Adaları’na konmuş. Anadolu’ya yakınlığı sebebiyle stratejik önemi haiz olan Ege Adaları’nın neredeyse tümü böylece elden çıkmış.
Bu arada Ouchy Andlaşmasıyla İtalya’nın bize iade etmesi gereken Rodos da tabii ki iade edilmemiş. Nasıl olsa arayanı yok, soranı yokmuş! (O Rodos ki, 400’ü savaş gemisi olmak üzere 700 gemilik bir donanma ile kuşatılmış, dört ay süren kanlı çatışmalardan sonra 20 Aralık 1502 tarihinde fethedilebilmişti. Devir Kanuni Sultan Süleyman devriydi)
Gerçi Lozan Antlaşmasına göre, Yunanistan, adaları silahlandırmayacakmış, ama sözünde durmamış: Adaları silah deposuna çevirmiş!
Şimdi düşünün bakalım: Acaba vaktiyle İtalya-Almanya ittifakının teklifini kabul edip adalara bayrak çekseydik ne olurdu?..
Mesela, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki şekillenme sırasında biz de masaya oturur Ege Adaları’nın pazarlığını yapar mıydık?
Bu pazarlık sonucunda, on iki adanın on ikisi bizde kalmasa bile, üçü, beşi yedisi kalır mıydı?
İzmir bölgesinin öyle yerleri var ki, durup karşı tarafa bakamazsınız. çünkü seslenseniz duyulacak kadar yakınındaki Yunan adalarına konuşlandırılmış bataryalar içinizi sızlatır.
Oysa Yunanistan, hâlâ, ilkokul çağındaki çocuklarına “Büyük Bizans İmparatorluğu”ndan söz ederek, “Bizans mersiyeleri” ezberletir...
İstanbul’u “Geçici olarak kaybedilmiş topraklar” olarak körpe çocukların yüreklerine ve beyinlerine nakşeder.
Ne de olsa Yunanistan’ın uzak hedefleri, hayalleri, kısacası “ütopyası” var...
Bizim ise “Sınırlarımız dışında bir talebimiz yok.”
Ah Anadolu!..
Acı vatan.
-
Tarih bazen insanın yüreğini acıtır!
Bazen de yürekler acımakla kalmaz, kanamaya bile başlar.
Adaların hikâyesi yürek kanatan bir hikâyedir.

Yavuz Bahadıroğlu

 
Logged

İtinalı şekilde tank'lara balans ayarı yapılır
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Bu Sayfa 0.084 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu