Birliknet.com ®
 
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: YAVUZ ZIRHLISI  (Okunma Sayısı 529 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
KAFKASYA
Yarbay
*

Kıdem: 109
Online
Mesaj Sayısı: 2510




Kuvvet:

« : Nisan 13, 2008, 03:47:26 ÖÖ »

YAVUZ ZIRHLISI
---------------------

                                           

Yavuz Zirhlis 1.Dünya savasi sirasinda Osmanli Donanmasina katilan iki Zirhlidan daha Görkemli olani.
Zirhilardan birtanesinin adi Midilli (Breslau) ve yaziya konu olan Yavuz Sultan Selim ( SMS Göben).
Bu gemiye varoldugu zaman zarfinda Almanya Imp. , Osmanli Imp.ve Türkiye Cumhuriyeti sahip olmus. Gemi 50 seneyi asan süre kullanimda kalmis ve Dünyada en uzun süre serviste kalan gemi ünvanina sahip olmus. Karsilastirma olarak USS IOWA ve USS NEW JERSEY toplam 21 sene serviste kalmislardir.
YAVUZ Zirhlisi bu zaman zarfinda cok cetin carpismalar gecirmis ve Türkiyenin krulusuna tanikli etmis .
Yavuz un görevlerinin icinde en hüzünlüsü ise Mustafa Kemal Atatürk ün Nasini Istanbuldan Ankaraya tasinma esnasindaki görevi olsa gerek.
Geminin yapimina 7Aralik 1909 Blohm & Voss Tersanesinde Hamburg da baslanmis ve 28 Mart 1911 de Denize indirilmis ve 2 Haziran 1912 de ise Almanya Imp. Donanmasinda servise alinmis.
                                       
1912 de Alman Keiserlicher Marine (Donanmasi) Akdenizde  Admiral Souchon un komandosunda Görevde bulunmaktaydi.
28 Temmuz 1914 de Avusturya & Macaristan Imp. Sirbistana savas actiginda Alman Donanmasi Admiral Wilhem Souchon önderliginde SMS Breslau ile birlikte Adriyatik Denizinde bulunmaktaydi.
3 Agustos 1914 de Almanya ve Fransa arasinda baslayan savasda Admiral Adriyatikte sikistirilmamak icin hemen bati Akdenize dogru yolalmayi kararlastiriyor ve Cezayirde bulunan Bone ve Philipeville Limanlarini Topa tutuyor.
Bu arada Winston Churchill 1. Agustostan itibaren Ingiliz Akdeniz Donanmasini yöneten Admiral Sir Barkley Milne ye Alman Donanmasini izlemesini ve gerekirse Firansizlarin Cezayirden Fransaya kaydirilmasini önleyecek davranislari önlemesi emiredilir.
Souchon Messinaya ve oradanda süpriz bir skilde Dogu Akdenize gecmeyi basarir. Bu ilerleyiste karsisina HMS Glouchster cikar ve bu iki gemiyi durdurma girisiminde bulunr fakat Göben ve Breslau Toplarini atesleyince  zayif kaldigini anlar ve bundan vazgecer.
Göben ve Breslau hic bir zorluk yasamadan Egeyi gecer ve 10 Agustosda Canakkalede demiratar, Berlin ve Istanbulun anlasmasindan sonra Istanbula gelir ve burada 16 Agustosda Osmanli bayraklari asilir.
                                           
SMS Göben e YAVUZ SULTAN SELIM ve SMS Breslauada MIDILI adi verilir.Gemiler bu asmada hala Alman Müretabi  fakat Osmanli Fesiyle kulanimdaydi.
Bu davranisla Osmanli Imp.nun brinci Dünya savasina girmesinde cok etkili olmustur.
                                           
Alman Stratejisi acisindan Rusyanin Fransa ve Ingilterye Deniz ulasimi kesilmis oldu cünki yukarda Almanya ve Asagida bogaz Osmanlilar tarafindan tutuldugundan Savas arac gereci ve Rus bugdayinin disari cikarilmasi kisitli olarak sadece Iran üzerinden yapilabilmekteydi.
28 Eylül 1914 de Souchon Karadenize acilir ve ertesi gün Sivastepol ve sonra Odesayi Topatutar bu arada Mayin arama gemisi Prut batirilir.
Bunun üzerine 2 Ekim 1914 de Rusya Osmanli Imp. na savas ilan eder.   
                                           
Yavuz 1918 kadar Karadenizde Rus gemilerini batirma islemiyle mesgulken Ingilizler Bogaza Yavuzun Akdenize cikmamasi icin Modern Zirhlilar yerlestirmek zorunda kalmislar barada Yavuza Rus Denizaltisi Morz tarafindan saldiriya ugrasada bir zafiyat vermez bu süre zarfinda Rus savas gemilerinden acilan Top atislarindan bir defa 30,5 cm. büyüklügünde Mermi isabeti alir ve 13 Müretabatin ölümüne sebeb olur.
1915 de Karadenizde Yavuza Rusyanin insa ettigi iki gemi tarafindan Rakip cikar bunlar Imperetriza-Marija sinifi ki Yavuzun 10x28 lik Toplarina karsi 12x30.5cm Toplari daha üstündü. Ama Yavuzun o zaman bakimsiz haliyle bile 24 knot hiz yapabilmesi 21 knot hza ulasabilen Rus gemilerinden üstünlügüde bulunmaktaydi.  07.01.1916 da Imperatriza Jekatarina Welikaja ile karsilasan Yavuz 11 dakikalik Top atisi dueline girisir ve Yavuz Hizi sayesinde bu duellden yara almadan cikar. 1916 da Souchon tekrar bir Ruslimanini Topatutmak ister fakat karsisina daha Kuvetli Rus donanmasi cikar Yavuz yine hizi sayesinde bu olaydan yara almadan cikmayi basarir ama butür riskli girisimlerde bulunmamaya caba gösterilir.
Ruslarin iki gemisinden birinde 1917 de patlama yasanir fakat nedenni buzamana kadar ortaya cikmamistir Gemi bu kazadan sonra kizaga cekilir ve sonrada 1927 Hurdaya cikar ikinci Gemi ise 18 Haziran 1918 de geminin Osmanlinin eline gecmesin diye Müretebati tarfindan batirilir.
                                     
20 Ocak 1918 de Karadenizde yapilacak is kalmayinca Yavuzla Breslau Bogazi gecer ve Imbros adasi aciklarinda iki Ingiliz gemisiyle karsilasir M28 le HMS Reglan i batirdiktan sonra yanlislikla Osmanli Donanmasi Mayinli bölgeye girer ve burada Midili bir Mayinla carpisma sonucu batar ,Yavuz ise 3 Mayina carpmasina ragmen Bogazi gecmeyi basarir ve orada batmamasi icin Karaya oturtulur.Gemi Ingilizler tarafindan birkac defa bombalanmasina ragmen fazla zarar almaz ve 6 gün sonra Istanbula götürülür.
                                     
Aldigi zahiyatdan dolayi gemi 1926 ya kadar Limanda bekletilir ve Penhoet Tersanesi bu gemi icin yüzer Havuz insaeder ve 1930 kadar Yavuz komple tadilatdan gecirilir yenilenir.Sonra Yavuz Selim ismiyle Türk Donanmasina Katilir . 1936 da geminin ismi Yavuz diye kisaltilir ve 1948 den sonra emektar bir gemi oldugu icin donanmada sadece Prestij amacli tutulur. 1963 de Federal Almanya Yavuz u Müze gemisi olarak satin almayi teklifinde bulunmustur fakat Türkiye bunu redetmistir.3 sene sonra Türkiye Almanyaya gemiyi satmak icin teklifte bulunmustur fakat o zamanin Almanlan Hukümeti bu gemiyle ilgilenmediklerini belirtmislerdir.Gemi 1971  Mkek ye satilmistir ve 1973 servis disi birakilmistir.
                                     

1973 den1976 yilina kadar gemi parcalanmistir.

Bu geminin Topunun ve Zirhinin bir bölümünü 5-6 sene önce Izmizte Sahilde bulunan bir Müze Firkateynin iskelesinin önünde görmüstüm ve bundan cok etkilendigimi söyleye bilirim.

             


Teknik Detaylar
------------------------

Uzunluk  : 186.5m.

Genislik : 29.5m

Derinlik : 9m.

Motor : 24 Kömürle kaynatilan kazanlar 2 takim Parson buharturbini 4 Tane pervaneyi cevirmekte

Toplamda 86671 WPS güce ulasmakta

Hiz : max.28 knot

Menzil : 14 knot hizla 4120 Deniz mili

Müretebat : 1050 (50) Subay

Silahlar : 10x28cm L50 ,12x15cm L45, 12x8.8cm L35 Hizli Toplar ve 4x50cm sualti Torpido tüpü

Zirh : Güverte 50mm. Gövde 270 mm. ,Komando Kulesi 350 mm. Top Kuleleri 230 mm. kalinlik

Imalt Maliyeti : 41,5 Milyon Mark


 
« Son Düzenleme: Nisan 13, 2008, 03:55:40 ÖÖ Gönderen: KAFKASYA » Logged
soufa
Yarbay
*

Kıdem: 246
Online
Mesaj Sayısı: 2211


yanlız gözyaşların yıkar ruhundaki günahları



Kuvvet:

« Yanıtla #1 : Nisan 13, 2008, 04:08:48 ÖÖ »


Logged



                                                                                
broken arrow
Asteğmen
*

Kıdem: 5
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 107



Kuvvet:

« Yanıtla #2 : Nisan 13, 2008, 11:36:31 ÖÖ »

   Sayın kafkasya demekki Türkiyenin bu tip ağır gemilere iihtiyacı varmış,bu tip gemilere sahip olmamız için illaki dalarımızın olması gerekmiyormuş,Rusları ve İngilizleri bayağı telaşlandırmışız,ya da ürkütmüşüz.düşünsenize iki adet essm kabiliyetli destroyer veya kruvazörümüz olsa Yunan da tırsar,akdeniz ve karadenizde söz sahibi oluruz,daha fazla olursa tadından yenmez,denizlere hakim olan dünyaya hakim olur.
Logged
KAFKASYA
Yarbay
*

Kıdem: 109
Online
Mesaj Sayısı: 2510




Kuvvet:

« Yanıtla #3 : Nisan 13, 2008, 12:47:59 ÖS »

Tamamda zamanin modasi buymus o zaman etafimiz bu tür gemilerle doluymus.
Bu günde Kruvazör bir Gemi bulundurmak demek Donanmanin yarisina bakamamaya neden olur , ABD bile zorzar Muhrip bulunduruyor cok masrafli diye Iowa ve New Jersy acaba neden kullanimda kalmadi bu gemiler hurda degildi?
Logged
broken arrow
Asteğmen
*

Kıdem: 5
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 107



Kuvvet:

« Yanıtla #4 : Nisan 13, 2008, 07:20:51 ÖS »

    Sayın Kafkasya günümüzde modern gemiler 50-60 kişi ile idare ediliyor belki gelecekte 5-10 kişi ile idare edilecek,bizdeki amerikan hurdası gemilerin personeline bakarsan 150-175 civarı belki de daha fazla,buna karşılık gemilerin becerisine bakarsak maliyet-etkinlik oranına göre yeni gemiler edinmenin daha mantıklı olduğu görülür,neden dersen eldeki gemilerdeki personele maaş-yiyecek-giyecek-içecek masraflarını hesaba katarsak bu gemileri elden çıkarmak daha akıllıca olacaktır,atalarımız ne demiş boğulacaksan büyük denizde boğul,elin amerikalısına büyük gemiler yapıp dünyayı tehdit etmek serbest mi,biz niye büyük gemiler edinmeyelim biz niye dünyaya açılmayalım,biz niye elin emperyal güçlerine jandarmalık yapacağımıza,eski dost ülkelerimizle bir güç oluşturmayalım,bu güne kadar hep sömürüldük,hayal kurarken bile küçük hayal kurduğumuz için küçük kalıyoruz,cedlerimiz büyük hayaller kurmasalardı ve deniz filoları güçlü olmasaydı akdeniz bir göl olmazdı,küçük bahçem olsun derdim küçük olsun mantığı bence yanlış,Amerikanın silah işine akıl ermez,oralarda silah sanayiinden büyük vurgunlar oluyor,ıowa ve new jersey gibi gemiler teknolojik olarak eski tip gemi olduğu için fazla mürettebattan dolayı masraflı oluyor bunu yukarıda açıkladım.onun için amerika az personelli az masraflı fakat büyük gemiler yapacaktır,çünkü o kadar silahı küçük bir platforma sığdıramazsınız,aynı şey bizim için de geçerlidir,bahse konu destroyerler akdenizde pekala kullanılabilir,caydırıcılığı güçlüdür.masraf olarak da inanın eski gemilerimizden az masraflı olur.(personel maaşı,yiyecek-vs.)
Logged
KAFKASYA
Yarbay
*

Kıdem: 109
Online
Mesaj Sayısı: 2510




Kuvvet:

« Yanıtla #5 : Nisan 13, 2008, 08:28:57 ÖS »

Asil masraf olmayan Personel yani üstündeki silahlar para ediyor Füzeler Radar sansör Motor bakim yakit derken liste uzuyor . Dedigim gibi Gemi arzalandimi bütün gücün yatiyor ,fakat bu gücü üce dörde böldükmü ayni anda birden fazla yerde olma imkani ariza halinde yinede birkac gemi aktiv ve caydirici omaya devam edilebilmekte dediginiz gibi etrafimiz Denizlerle cevrili ve ayni anda varligimizi her yerde hisettirmek gerek.
Ceske paramiz olsaydi dörttane senin dedigin gemiden olsaydi.
Ama durumumuz belli hem egede Firkateynmi daha iyi Manevra yapar yoksa kurvazörmü, hem bir Kurvazörü tek basina nöbete gönderemezsin bunun yanina 2 Firkateyin bir Muhrib, 2 Denizalti vermen lazim koca Kurvazör Denizalti kovalayamaz herhalde sonra bunlari sürekli desdek gemileri ile Mobil tutacaksin sonra dünyanin herkösesine yollayacaksin cok masraf cok Muhrip desen hadineyse ama devasa gemilerden bahis ediyoruz .
Bir Kurvazöre  Muhribte omayan ne koyacaksinki . Yukarda söylemisiz 1050 Personel aliyor Firkatyn 150 kisi ile idare ediyor 5-6 gemi demek ama bunun yerine Ucak gemise istersen bende sana katilirim  Grin

Tabi oda baska bir masraf Roll Eyes
Logged
broken arrow
Asteğmen
*

Kıdem: 5
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 107



Kuvvet:

« Yanıtla #6 : Nisan 14, 2008, 10:10:42 ÖÖ »

   para istenirse bulunur,sürülen saltanatı biraz kısarsak oluk gibi pra gelir,ama saltanat sürmek kaynakları havaya savurmak varken bu konuları önemseyen iktidarlar gelmedi henüz.makam araçlarına verilen benzinin parası bize yılda en az 1 gemi alır.
Logged
Bozkurtosman
Binbaşı
*

Kıdem: 31
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 1408




Kuvvet:

« Yanıtla #7 : Nisan 14, 2008, 02:10:31 ÖS »

   para istenirse bulunur,sürülen saltanatı biraz kısarsak oluk gibi pra gelir,ama saltanat sürmek kaynakları havaya savurmak varken bu konuları önemseyen iktidarlar gelmedi henüz.makam araçlarına verilen benzinin parası bize yılda en az 1 gemi alır.
en önemsiz makamdaki kişiler bile en az 300 milyarlık mercedeslere biniyor şu israflar yapılmasa neler olurduk şimdi
Logged

VATAN NE TÜRKİYEDİR TÜRKLERE NE TÜRKİSTAN  VATAN BÜYÜK VE MÜBBET BİR ÜLKEDİR TURAN!!!!
DAĞLAR BİZİMDİR FERMAN GEREKMEZ BOZKURTUN OLDUĞU YERDE ÇAKALLAR GEZEMEZ!!
YA HADDİNİZİ BİLECEKSİNİZ YADA BİLDİRECEĞİZ!!!
erst
Üsteğmen
*

Kıdem: 10
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 384




Kuvvet:

« Yanıtla #8 : Nisan 14, 2008, 02:18:32 ÖS »

İsraflar'ı aslında bulunduğu makamda kendini padişah zanneden kişiler yapıyor.Bizde gereksiz harcama çok.Ve hamili kart yakınımdır psikolojisiyle hareket yaptığımız için.Devam eden bir döngü.Asıl nokta bu düşünceyi kıracak irade.   
Logged

Güneşli bir gün,güneşsiz bir günden iyidir.
KAFKASYA
Yarbay
*

Kıdem: 109
Online
Mesaj Sayısı: 2510




Kuvvet:

« Yanıtla #9 : Nisan 17, 2008, 03:52:11 ÖÖ »

HMS Agincourt
--------------------

                       
Bu Gemi ve birde HMS Erin Osmanli Imp. tarafindan Ingilterden 9. ocak 1914 alinmis .

Konu söyle gerceklesmis: HMS Agincount Brazilya tarafindan Arjintine karsi dengeyi korumak icin 1911 de yapimina baslanmis 1913 sonundada Rio de Janero ismiyle Denize indirilmis ,yanliz Kaucuk krizi cikinca geminin parasini ödeyemiyen Brazilyaya gemis stilmamis.


Bunun üzerine gemi Osmanli tarafindan zaten yapimi süren Resahdiye Zirhlisi ile birlikte alinmas, Gemiye 2,75 Milyon Fund ödenmis ve adinida Sultan Osman konmus. 3 Agustos 1914 de gemi Türk Donanmasina teslim edilmeden 1 gün önce Ingiliz Askerleri gemilere el koymus.




Teknik detaylar

-----------------
Uzunluk :204,5m

Genislik : 27,1m

Derinlik 8,2m

Müretebat : 1115 -1267 arasi

Silahlar:     * 14 x 30,5 cm L/45 Toplari Cift Kulede
    * 20 x 15,2 cm L/50 , Toplari
    * 10 x 7,62 cm
    * 3 x 53,3 cm-Torpido tüpü

Zirh:   Yanlar229 mm , Güverte 38 mm, Kuleler 203 mm


İNGİLİZ SAHTEKARLIĞININ HİKAYESİ

Alınamayan Gemiler: Sultan Osman I ve Reşadiye

Osmanlı Donanmayı Hümayunu, II: Abdülhamit’in kararıyla, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan beri çürümeye terkedilmiş bir durumdaydı. Bunda, Sultan Abdülaziz’in çok önem vererek kurduğu donanmanın tehdidiyle tahttan indirilmesi ve Abdülhamit’in ‘benim de başıma gelirse’ düşüncesi büyük etken olmuştur. 1903 yılında İngiltere’ye bu konuda bilgi veren Kraliyet Armadası Birinci Lordu Earl Selbourne, Türk donanması için “Mevcut bile değil.” demişti.

Osmanlı Devleti’nin donanma açısından güçlenmesi gerekiyordu. Yunanistan da donanmasını güçlendirmeye çalışan bir başka devletti. 1900’lerin başında denizlerde üstün olmak her şeyden önemliydi. Çünkü kara yolları henüz o kadar gelişmiş değildi.

Yine aynı dönemde İngilizler tarafından “drednot” tipi gemiler geliştirilmişti. Bu tip gemiler daha hızlı hareket edebiliyorlardı, yüzen bir filo gibiydiler, fakat yeni deneniyorlardı.
1911 yılı baharında, Arjantin ile yaşanan amansız deniz çekişmesi yaşanırken, Brezilyalılar dünyanın en büyük savaş gemisine sahip olmak istiyorlardı. Bu amaçla Brezilya; İngiltere, Newcastle’daki Armstrong şirketine bir drednot siparişinde bulundu ve adını Rio de Jenerio koydu. 1913’e gelindiğinde Brezilya ile Arjantin arasındaki sorunlar giderilmiş, 1913 Temmuzuna kadar Brezilya’nın yaptığı düzenli ödemeler bu tarihten sonra kesilmiştir. Brezilya gemiyi almaktan vazgeçmişti. Armstrong Şirketi çok fazla telaşlanmamıştı çünkü gemiyi alacak biri mutlaka bulunacaktı.

Osmanlı Devlet’i İngiltere’ye kırka yakın irili ufaklı gemi siparişinde bulunmuştu. Başlangıç için o günün parasal karşılığı dört milyon Sterlin’e iki drednot ısmarlanmıştı. Biri Reşadiye olacak drednotlardan diğeri ise Sultan Osman I adıyla alınacaktı. Sultan Osman gemisi, Yunanlıların da katıldığı ihalede Osmanlı Devleti tarafından alınan Rio adlı gemiydi. Süvarisinin kimliği bile saptanmıştı: Hamidiye’nin efsanevi kahramanı Rauf Bey.

 Bu gemilerin alınabilmesi için yeterli bütçe olmadığından geniş çapta bir bağış kampanyası düzenlenmiş, o zamanın olanaklarıyla kahvelerde, halkın toplu olarak bulunduğu yerlerde, müsamere ve eğlencelerde sürekli olarak para toplanıyordu. Bayram gibi vesilelerle öğrencilerin ellerine kumbaralar veriliyor ve bu kumbaralarla para topluyorlardı. Önemli para yardımlarında bulunanlara “Donanma İane Madalyası” adı altında bir de madalya veriliyordu.

Fakat işler umulduğu gibi gitmiyordu. Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na Almanya ile sürüklendiği bu günlerde İngiltere gemileri verip vermemekte tereddüt ediyordu.
27 Temmuz 1914’te Reşit Paşa vapuru ile Sultan Osman’ı teslim almak üzere, Bahriye Nazırlığı’nı ve Osmanlı Devleti’ni temsilen Rauf Bey Newcastle’ a varmıştır. Churchill Sultan Osman’a el koymanın çok büyük bir diplomatik karmaşaya neden olacağını bilmektedir ama İngiliz Armadasının önüne çıkabilecek böylesi bir gemiyi teslim etmek de istememektedir. Ve 3 Ağustos 1914’te Churchill’in açıklaması ile Sultan Osman ve Reşadiye’ye el konduğu resmi olarak açıklanmıştı. Rauf Bey anılarında şöyle diyordu:
Geminin son taksiti olan yedi yüz bin Lira da ödenmişti. İşleri bir an önce bitirmek için denemelerin bir kısmından vazgeçerek fabrika ile 2 Ağustos 1914 günü geminin, bize teslimi konusunda anlaşmıştık. Fakat parayı verişimizin ertesi günü için kararlaştırılan sancağımızı çekme töreni zamanından yarım saat önce İngilizler Sultan Osman’a el koydular.”

“....Gerektiği şekilde şiddetle protesto edildiyse de kimse oralı olmadı....”

Bu gemiler paraları ödendiği halde teslim edilmemiş, paraları ise iade edilmemiştir. Sultan Osman gemisi derhal İngilizleştirildi ve ismi “Agincourt” olarak değiştirildi. Reşadiye ise Erin ismini aldı. Fakat kaderi oldukça hazin oldu. 22 Ağustos’ta seyre hazır olan geminin denenmesinde görülür ki silahları iyi çalışmamaktadır. 26 Ağustos 1914’te onarım için çekilir. Başarısız bir gemi olarak bir daha kimseye satılamaz ve 1922 yılında gemi sökücüler tarafından parçalanmaktan kendisini kurtaramaz.
Logged
Bozkurtosman
Binbaşı
*

Kıdem: 31
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 1408




Kuvvet:

« Yanıtla #10 : Nisan 17, 2008, 07:05:48 ÖÖ »

şu gemilere el koyma olayını okudukça sinirim bozuluyo allah ingilizleri kahretsin dünyadaki en pislik millet ama mutlaka birgün elimize düşcek bunaklar ülkesi ingiltere
Logged

VATAN NE TÜRKİYEDİR TÜRKLERE NE TÜRKİSTAN  VATAN BÜYÜK VE MÜBBET BİR ÜLKEDİR TURAN!!!!
DAĞLAR BİZİMDİR FERMAN GEREKMEZ BOZKURTUN OLDUĞU YERDE ÇAKALLAR GEZEMEZ!!
YA HADDİNİZİ BİLECEKSİNİZ YADA BİLDİRECEĞİZ!!!
seyyahburak
Yüzbaşı
*

Kıdem: 20
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 529




Kuvvet:

« Yanıtla #11 : Nisan 17, 2008, 04:08:37 ÖS »

Yavuz Zırhlısı:Mühendis Charles A. Parsons, eski Yunanistan’dan beri bilinen bazı prensiplerden yararlanarak 1884 te gemiler için yeni bir makine tasarlamıştı. Kısaca “Parson Türbini” denilen bu makine ile 26 Haziran 1897 bir gösteri yapmış, sürat rekorlarını kırmış ve ilgi çekmişti. Bu tarihten sonra dünyanın önde gelen donanmaları da türbinli gemilere sahip olmak için kuyruğa girmeye başladılar.
Kısa zaman içinde, Parsons Deniz Buhar Türbinleri Şirketi kuruldu. 1899 da Amirallik ilk türbinli aracı olan HMS Viper muhribini sipariş etti. Kısa süre sonra da Cobra muhribini edindi. Her iki gemi de 36 knot hıza çıktılar. 1903 te hafif kruvazör Amethyst hizmete girdi. Ama teknolojinin zirve noktası 1905 te geldi. Birinci Deniz Lordu (Donanma Bakanı diyebiliriz) Sir John Arbuthnot Fisher, HMS Dreadnought için buhar türbinlerine karar vermişti. Drednot, ilk büyük toplu savaş gemisidir, yüksek vurucu güçlü zırhlı savaş gemilerinin tipinin ismini veren ünlü gemidir. O kadar ünlü ve tanınmıştı ki, bahriyeler ile hiç ilgisi olmayan yaşlı anneannem bile Drednot, Yavuz Drednotu gibi ifadeler kullanırdı. Dreadnought, donanmalarda devrim yaratmıştı. Yeni teknolojinin kabul ve uygulanması ticari konularda daha geç oldu. Buhar türbiniyle donatılan ilk ticari gemi olan 3.500 beygirlik King Edward ancak 1901 de sipariş edildi.
Bir miktar küçük araçlar yapıldı. Nihayet 1904 te ünlü Cunard şirketi makineleri dışında iki eş gemi sipariş etti. Bunlardan Caronia’da üç genişlemeli klasik buhar makinesi vardı. Kızkardeş gemi olan Carmania’da ise türbin. Carmania bariz ve sürekli olarak kardeş gemiden daha iyi performans gösterdi. Bunun sonunda da, Cunard tarafından ertesi yıl sipariş edilen yüksek süratli yolcu gemileri Mauretania ve Lusitania için türbinler tercih edildi. Bu gemilerin makineleri 70.000 beygir güç üretiyorlardı ve Carmania veya Dreadnought’tan üç misli güçlüydüler.
Bundan sonraki yıllar, tüm önemli donanmaların irili ufaklı türbinli gemiler yapmalarıyla geçti. Örneğin Alman İmparatorluğu, ezeli düşmanları İngilizlerle baş edebilecek savaş gemileri yapmakta kararlıydı. Bu çerçevede yapılan gemilerin iki tanesi, “Moltke Sınıfı” diye adlandırılan SMS (Seines Majestäts Schiff, Majestelerinin Gemisi) Moltke ve SMS Goeben’dir. 1914 te “Yavuz Sultan Selim” adıyla Osmanlı Donanmasına katılan Cumhuriyet’in kurulmasından sonra da TCG (Türkiye Cumhuriyeti Gemisi) Yavuz adını taşıyan bu geminin teknik özellikleri şöyledir :
Üreticisi : Blohm & Voss tersanesi
Suya inişi : 28.03.1911 , Hamburg’ta
Boyutları : Boyu 186 m., genişliği 29,5 m., derinliği 8,2 m.
Taşırdığı su : 23.000 Ton
Makine gücü : 4 Buhar Türbini ile 86.000 PS, 4 şaft, 4 uskur
En fazla hız : 28 kn
Zırhı : Yerine göre 25-30 cm.ye kadar
Silahları : 10 adet 28 cm. çaplı seri atışlı top (birisi önde, ikisi arkada, ikisi de
yanlarda olmak üzere 5 adet çift namlulu büyük tarette),
12 adet 15 cm. çaplı seri atışlı top, Su altından atılan torpiller, Uçaksavarlar.
Personel : 1013 kişi
Yapısal özelliği : Batmaya karşı güvenli, gemi yapımının dönemde vardığı son nokta
Maliyeti : Yaklaşık 42,6 Milyon Mark
Bizim tarihimiz için olduğu kadar Dünya Tarihi için de çok önemli olan geminin kısaca görev öyküsü şöyledir :
1911 de suya indi.
1912 de Alman Akdeniz filosu Sancak gemisi oldu, o sırada Akdenizin en güçlü gemisidir.
28 Haziran 1914 te, Avusturya’nın savaş ilanıyla Birinci Dünya Savaşı başladığında (o sıradaki komutanı Richard Ackermann), Filo Komodoru Amiral Souchon emrinde refakat gemisi hafif kruvazör Breslau (sonradan Midilli) ile beraber, Avusturya’ya bağlı Pola’dadır. Amiral Souchon, sıkışmamak için Adriyatik’ten çıkmaya karar verdi.
1 Ağustos 1914 te, Almanya Rusya’ya savaş ilan ettiğinde İtalya’nın Brendizi limanındadır.
2 Ağustos’ta, İngiltere, 1911 yılında sipariş edilen ve teslime hazır olup mürettebatları da gelmiş olan iki savaş gemisi Sultan Osman I ve Reşadiye gemilerine Birinci Deniz Lordu Winston Churchill’in emriyle İngiltere Hükümeti adına el kondu. Aynı gün, Osmanlı İmparatorluğu Almanya ile gizli bir anlaşma yaptı.
Souchon, bazı Fransız Kolonilerini bombaladığı 3 Ağustos’ta Osmanlı Donanmasına katılmak üzere İstanbul’a gitme emri aldı.
Aynı gün daha sonra, İngiliz’lerin HMS Indomitable ve Indefatigable gemileriyle karşılaşt. Her üç gemide de personel savaş yerlerine alınıp olası bir harekata hazır beklendi. Ancak o gece yarısına kadar ülkeleri savaş halinde olmadığı için toplarının namluları baş-kıç nizamlarını bozmadı ve tek el dahi ateş açılmadı. İki İngiliz gemisi takip etmek amacıyla dönünce, Amiral Souchon, subaylar dahil herkesin kazan dairelerine inip yardımcı olmasını emretti. İngiliz savaş kruvazörleri (zırhlılar) geride kaldılar ama hafif kruvazör Dublin izlemeyi sürdürdü.
Messina limanında kömür ikmali yaptıktan sonra gemiler rotalarını Adriyatik’e çevirdi, ancak HMS Gloucester yakın takibe devam etti.
8 Ağustos’ta Breslau Gloucester ile çatıştı.
Her iki gemi Yunanistan’ın güneyinden geçerek Ege’de ilerlemeye başladır. 10 Ağustos akş*** Çanakkale boğazından içeri girdiler. Bu nedenle, İngiliz Donanmasının ikinci komutan görevindeki amiral Ernest Troubridge mahkeme edilip ceza gördü.
16 Ağustos’ta Almanya her iki geminin Türk Hükümetine satıldığını açıkladı.
Türk’leri bir an önce savaşa sokmak için Amiral Souchon Alman yanlısı savaş bakanı Enver Paşa ile 29 Ekim 1914 te Rusya’nın Sivastopol liman kentine bir baskın planladı ve uyguladı. Yavuz Sultan Selim ismi verilmiş gemi bu baskında görev yaptı. 2 Kasım da da Rusya savaş ilan etti.
Yavuz, savaş süresince Karadeniz’de aktif kaldı. 10 Mayıs 1915’te 17 gemilik bir Rus filosundan kurtulmayı son anda başardı. 8 Ocak 1916’da Imperatriza Maria gemisinin 30,5 santimlik toplarının ateşi altında kaldı.
20 Ocak 1918’de Yavuz ve Midilli bu kez Amiral Hubert von Rebeur-Paschwitz komutası altında ilk kez Çanakkale’den çıkıp Selanik’e gittiler. Yavuz’un yardımıyla HMS Raglan ve M28 batırıldı ama Midilli kaybedildi ve Yavuz da üç mayın yarası aldı. Yavuz boğazın emniyetine sığındı ve Çanakkale yakınlarında karaya oturtuldu. 26 Ocakta yüzdürüldü ve Sivastopol’a giderek 2 Mayıstaki Rus Karadeniz filosu tesliminde hazır bulundu.
Savaştan sonra 1927 de yeniden ele alınana kadar İstanbul yakınlarında terk edildi. 1927de elden geçirilirken adı Yavuz Selim olarak değiştirildi (Saltanat kalkmıştır ve izleri silinmektedir).
1930 da Türkiye Cumhuriyeti Donanmasının Sancak Gemisi oldu ve 1950 ye kadar görevde kaldı. Bu dönemde bazı yerlere mesajlar vermek için görevler yaptı, zaman zaman yurt dışına gitti ve Devlet Büyüklerimizi (İsmet Paşa gibi) taşıdı. 1938 Kasımında en acı görevini yapıyor : 19 Kasımda, yabancı gemiler ve Türk Donanmasının başka gemileri eşliğinde Atatürk’ümüzün naaşını İstanbul’dan İzmit’e taşıdı. 1950 de aktif görevden ayrıldıktan sonra çeyrek yüzyıl demirde kalmaya devam ederek bir tür idari birim, bir hapishane ve bir tür müze olarak yaşamaya devam etti.
7 Haziran 1973 te, 1914 yılından beri Türk Donanması envanterinde bulunan, taş baskısı resimlerine daha hala en ücra Anadolu Kahvelerinde bile rastlanan, şarkı ve Türkülere konu olmuş (“Yavuz geliyor Yavuz da suları yara yara” Türküsü gibi), T.C.G. YAVUZ, hurdaya ayrılarak ve sökülmek üzere, son defa Gölcük Deniz Üssü’nden, romorkörlerle çekilerek, özel tören ile yola çıktı. O Gölcük ki, Yavuz’un bakımı için alınan yüzer havuz ve yapılan tesislerin çevresinde gelişmiş bir üs ve bu sayede gelişen bir kasabadır. Bende bulunan özel “Yavuz ‘un Ayrılış Anısı” kitapçığının anlattıklarına göre, törene katılan herkesin gözü yaşarmış, gemide görev yapmış olanların da sicim gibi gözyaşları akmış...
Sökümü 1976 da tamamlanan gemi, bazı kalplerde, anılarda ve kalan parçalarda, bir de yaratıldığı Blohm & Voss tersanesinin, iki savaş geçirmiş ve harabe olmuş arşivlerinde hala bulunan planlarında yaşıyor.
Halen muhtelif maketleri, resimleri ve ufak hatıralar Beşiktaş’taki Deniz Müzesini, Baş direği Heybeliada’daki Deniz Lisesini (Eski Deniz Harp Okulu), bu direğin bir kopyası Tuzla’daki Deniz Harp Okulunu, 4 uskurundan ikisi Gölcük’teki Donanma Komutanlığını, iki uskuru da Ankara’da Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nı zenginleştirmektedir.
Hatta iskele 8 numaralı Lumbozu, Fenerbahçe’deki İstanbul Yelken Kulübü Şeref Salonunda bulunmaktadır. Güverte tahtalarından tornada çekilerek yapılmış olan minyatür gerdeller (bilmeyenler için : yarım fıçı şeklinde, tahtalar metal çemberlerle bir arada tutturularak yapılan ahşap gemici kovaları), 1960lı yılların sonlarında Donanma Kupası Yarışlarında yarışıp derece almış sporculara ve görev yapan hakemlere, ödül ve anı olarak verilmişti.
Üstelik kulağımıza gelmiş olan söylentilere göre, kendi sınıfından tek kalmış olan bu gemi için, Alman’lar bu gemiyi alıp, karşılığında komple bir yelkenli okul gemisi vermeyi önermişlerdi. Yani onlar değerini anlamışlar ve geriye alıp müze yapmak istemişlerdi. Tabii ki ham madde olarak kullanacak halleri yoktu.
Yavuz’un gerek müze olsun, gerek sadece gemi olarak kalsın, bakım ve tutumu zor ve pahalı olabilir şeklinde düşünülmüştür belki de... Ama her halde Tekel’in israf kuleleri kadar, yapıldıktan sonra terk edilen hava alanları kadar, batırılan bankalar için ödenen milyarlarca Dolar kadar masraflı olmazdı. Üstelik akıllıca bir işletme ile masrafını tamamiyle çıkartmasa bile hafifletebilirdi. Gezmek ve görmek için gelecek olanların ülkeye bırakacakları konaklama ücretleri ve diğer harcamalarını da ayrıca düşünmeli.
Ne yazık ki, her yönüyle tam ve eşsiz önder olan Ata’mızdan sonra, denizin önemini bilip anlayan yönetici pek kalmadı. 1937 de T.B.M.M.’ni açış nutkunda : “Üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye ; endüstrisi, ticareti ve sporu ile, en ileri denizci millet yetiştirmek kabiliyetindedir. Bu kabiliyetten istifade etmeyi bilmeliyiz. Denizciliği TÜRK’ÜN büyük milli ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız.” hedefini çok doğru olarak göstermişti. Bu aynı zamanda ünlü stratejistlerin uzun yıllarda geliştirdikleri “Denizcilik Gücü” kavramının ülkemizde uygulanması için pratik bir kılavuzdur.

http://www.turkishnavy.com/yavuzumuz.htm
Logged
peyk
Üsteğmen
*

Kıdem: 40
Online
Mesaj Sayısı: 264




Kuvvet:

« Yanıtla #12 : Temmuz 23, 2008, 05:02:34 ÖS »

Alıntı
şu gemilere el koyma olayını okudukça sinirim bozuluyo allah ingilizleri kahretsin dünyadaki en pislik millet ama mutlaka birgün elimize düşcek bunaklar ülkesi ingiltere
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=18717&start=90&sid=6c29b9f9713be9d0e515a8960dc41f4e
ingilizlerin ne sucu var bizim kendini asker sanan denyolar önce almanlara yakınlaşıyolar tüm orduyu onlara teslim ediyorlar
savaşı ayakseslerinin geldigi dünemde  gidiyorlar ingilizlerden gemi almaya kalkıyorlar  bende olsam vermezdim gemileri
unutmamak gerekir 1908 itihat  terakki yünetiminden önce donanmaya sayısız hizmeti dokunmuş  bir çok degerli ingiliz paşası bulunmaktaydı
Logged

İtinalı şekilde tank'lara balans ayarı yapılır
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Bu Sayfa 0.109 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu