Ana Sayfa
Resim Yükle
Video
Forum
Yardım
Giriş Yap
Kayıt
Hoşgeldiniz,
Ziyaretçi
.Lütfen
giriş yapın
veya
kayıt olun
.
1 Saat
1 Gün
1 Hafta
1 Ay
Her zaman
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Birliknet.com ®
>
Askerî Bölge , Özel Kuvvetler , İstihbarat
(ASKERİ BÖLGEYE GEÇİŞ )
>
Deniz Kuvvetleri
>
KIBRIS ŞEHİDİ KOCATEPE
Sayfa: [
1
]
2
Aşağı git
« önceki
sonraki »
Yazdır
Gönderen
Konu: KIBRIS ŞEHİDİ KOCATEPE (Okunma Sayısı 619 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
soufa
Kd. Binbaşı
Kıdem: 245
Mesaj Sayısı: 2106
yanlız gözyaşların yıkar ruhundaki günahları
Kuvvet:
KIBRIS ŞEHİDİ KOCATEPE
«
:
Mart 26, 2008, 02:05:02 ÖÖ »
Logged
GAWRON
Kurultay 28
Yüzbaşı
Kıdem: 55
Mesaj Sayısı: 595
Kuvvet:
Ynt: KIBRIS ŞEHİDİ KOCATEPE
«
Yanıtla #1 :
Mart 26, 2008, 09:42:05 ÖÖ »
Aksilikler, sakarlıklar ve "gaza heyecanı":
- Harekat başladığı sırada, takviye bir askeri konvoyun Yunanistan'dan demir aldığı istihbaratı elde ediliyor.
- Gözlem için bir S-2 TRACKER deniz karakol uçaklarına bölge üzerinde keşif görevi veriliyor.
- Deniz kuvvetleri konvoyun yolunu kesmek için 3 destroyeri bölgeye gönderiyor.
- Ankara Harekat Merkezinde, istihbari bilgilere göre yaklaşmakta olan konyoyun ateş gücünün üstünlüğü görülünce, temas kurulduğunda, önce uçaklar tarafından bombalanmasına, ardından da gemiler tarafından dağıtılmasına karar veriliyor.
- S-2'lerden biri, radarında konvoryu tespit ediyor; fakat, alçalıp, gözle temas kurmuyor, konvoyun konumunu bildiriyor. (daha sonradan, "konvoy" olarak tespit edilen gemilerin, Baf Limanı'nı boşaltan yabancı gemiler olduğu, aralarında adadaki İngiliz vatandaşlarının geri çekilmesi için gönderilmiş bir İngiliz helikopter gemisi bulunduğu öğreniliyor)
- 3 destroyer, güvertelerine belirlenmiş işaret flamalarını sererek, muhtemelen konvoy ile karşılaşacakları konuma yerleşip, kuzey-güney doğrultusunda volta vurmaya başlıyorlar.
- Deniz Kuvvetleri, 3 destroyerin ve konvoyun konumunu Hava Kuvvetlerine bildiriyor.
- Kıbrıs üzerinde harekat yapan filolar dışında, Yunanistan'dan gelebilecek saldırıya karşı hazır tutulan filolarda konvoyu karşılamak için bölgeye gönderiliyor.
- Uçaklar, bildirilen koordinatlarda konvoyu tespit edemeyince, arama alanını genişletiyorlar.
- 3 destroyer, uçaklar tarafından "bölgedeki tek askeri hedef" olarak tespit ediliyor ve saldırı başlıyor.
- İlk dakikalarda, uçaklar "Yunan gemilerine" saldırırlarken, gemilerde "Yunan uçaklarına" karşı kendilerini koruyorlar.
- Gemilerden birinde, bir gün önce denize düşen uçağımızdan kurtulan bir pilot bulunmaktadır. Bu pilot, uçakların "Türk" olduğunu farkediyor. Gemiler ile uçaklar arasında telsiz muharebesi başlıyor.
- Fakat, bir gün önce, askerimizle aynı model telsizleri kullanan, çok iyi derecede Türkçe konuşan Rumların, uçaklarımızı, askerlerimizin üstüne yönlendirdiğine rastlandığı için pilotlar temkinli davranıyorlar.
- Gemilerden, deniz-hava şifresi veriliyor; fakat saldıran filo Kıbrıs üzerinde görev yapan filolardan olmadığı için ellerindeki şifreler farklı olduğundan taarruz devam ediyor.
- Bu kargaşa sırasında, gemilerin güvertesine serili flamalarda "şaşırtma" olarak kabul ediliyor, gemilerin borda numaralarındaki farklılık ise tamamıyla gözden kaçıyor. (Türk gemilerinde numara baş taraftayken, Yunan gemilerinde numara ortaya yakındır)
- Gemiler, Deniz Kuvvetleri ile temas kurup, saldırının durdurulmasını istiyorlar.
- Hava Kuvvetleri, pilotlardan gelen bilgiler doğrultusunda "Yunan gemilerine" taarruza devam ettiyor.
- Deniz Kuvvetlerinin emriyle dördüncü destroyer, baraj ateşi açmış olarak tam yolla bölgeye giriyor; uçaklarla temas kurup, Genel Kurmay şifresi ile saldırıyı durduruyor.
- Kocatepe batarken, diğer iki destroyer saldırdan yaralı olarak kurtuluyor.
Şehitlerimizin ruhu şadolsun...
Logged
"Türk Milleti'ndenim, İslam Ümmeti'ndenim, Avrupa medeniyetindenim" (Z. Gökalp)
"Hiç bir istiklal yoktur ki, ecnebilerin nasihatleri ile yücelsin" (M. Kemal)
"Her millette şerefsiz vardır; ama bir millette bu kadar çok mu olur?" (O. Sinanoğlu)
"İnsan, yalnızca anladığını duyar" (Goethe)
soufa
Kd. Binbaşı
Kıdem: 245
Mesaj Sayısı: 2106
yanlız gözyaşların yıkar ruhundaki günahları
Kuvvet:
Ynt: KIBRIS ŞEHİDİ KOCATEPE
«
Yanıtla #2 :
Mart 27, 2008, 01:57:40 ÖÖ »
Logged
kara_kartallar
Binbaşı
Kıdem: 26
Mesaj Sayısı: 1438
En iyi Osmanlı padişah'ı Yavuz Sultan Selim...
Kuvvet:
Ynt: KIBRIS ŞEHİDİ KOCATEPE
«
Yanıtla #3 :
Mart 27, 2008, 02:02:42 ÖÖ »
Tanrı'dan Kıbrısta Şehit olan Türk askerlerimiz'e büyük Rahmetle sağlık dilerim.
Logged
Dikkat ;
Hava Kuvvetler'i
Çıkabilir
Kalk Ayağa Eyh-li Vatan
yeratesgökatessanlıpiyade
Teğmen
Kıdem: 25
Mesaj Sayısı: 159
Baştan kaybolanları kimse bulmak istemez...
Kuvvet:
Ynt: KIBRIS ŞEHİDİ KOCATEPE
«
Yanıtla #4 :
Mart 29, 2008, 10:17:38 ÖS »
Kibris Harekati’na Mersin’den katildim. Ilk is olarak, gemi personelinin egitimine egildim ve hava savunma ve gemiyi terk egitimlerine öncelik verdim. Cünkü ABD’nin 2. Dünya Harbi’nde kullandigi, elimizdeki Kocatepe, Adatepe ve Tinaztepe gemilerinin dogru dürüst hava savunma sistemleri yoktu.
Bunlar, ucak gemisini denizaltilara karsi korumak üzere yapilmis gemilerdi. Üzerlerinde denizaltilara karsi savunma silahlari, birde 5 pusluk, 12.7 cm’lik toplari vardir. Ikisi basta, ikisi kicta dört namlu. Bunlar, suüstü harbi ve kara bombardimani maksatli olarak kullanilirlar. Hava savunmasinda pek etkinlikleri yoktur. Atis süratleri düsüktür. Dakikada 16 mermi atarlar. Atis kontrol sisteminin kontrol edebilecegi ucak sürati 400 mp/h civarindadir. Süratli ucaklara 2-3 mermi ya atarsin, ya atamazsin. O 2-3 atista vurdun ne ala. Vuramazsan gitti demektir. Bu gemilerle suüstü savasini yapabilirsin. Zaafiyet hava savunmasinda. Bunun icin egitimde, bu sahaya öncelik verdim.
Egitimde birde, gemiyi terke önem verdim. Buda basli basina bir konu. Her bireyin egitim almasi gerekli. Ögle erler varki, Donanma’ya girene kadar ayagi deniz suyuna girmemis. „Gemiyi terk et“ dediginde, adam kendisini denize etmiyor. Erleri buna alistirdik, can sali nasil denize nasil atilir, sala nasil cikilir, salda nasil yasanir, can yelegi nasil baglanir, bunlari göstere göstere, erleri egittik.
Ben, gemimle zaten Mersin’deyim. Digerleride Mersin‘e gelerek yükleme yaptilar, Kibris’a dogru yola ciktik. Harp filosu komutanimiz Tinaztepe’de. Bizim komodorumuz Irfan tinaz ise Meresal Cakmak gemisinde. Ilk planda, hedef Magosa olarak belirlenmisti. Sonra, hedef Girne Plaji olarak degistirildi ve planlarda buna göre yeniden hazirlandi.
Planlari hazirlamak icin yapilacak isler var. Muhriplerin, cikarma araclarinin yapacaklari isler var. Cikarma birlikleri karaya ciktiklarinda yapilacak kara bombardimani var. Gelecek olan ucaklarla irtibat var. Ucaklarda tanima-tanitma var. Yapilacak bircok sey var, bunlarin hepsinin planlanmasi lazim.
Bu arada, Ikinci Taktik Hava Kuvvetleri, Yunanistan’dan gelebilecek bir harekata karsi kullanilmak üzere ayrildi. Kibris’taki hedeflerin belirlenmesi, ilk elde sonuclandirilmasi gereken konular olarak karsimiza cikti. Bunda, zaman zaman zorluklarla karsilasildigini, herseyin herzaman iyi gitmedigini söylemek gercekci bir davranis olacaktir.
Rum Kibris’in iki tane hücumbota sahip oldugunu biliyorduk. Denizaltisi, hava kuvveti yok. Yani, bize tehdit olusturabilecek fazla bir kuvvet yok karsimizda. Ama gemideki personelin psikolojisi degisik. Simdi sana komik gelecek ama, icinde yasanirken ciddi endiseler yaratan ve askeri harekati büyük hatalara sürükleyebilecek karekterde bir olay anlatayim.
Denide giderken, birden civarimizda bir denizaltinin mevcut oldugu söylendi. Bunun mümkün olamayacagi elimizdeki bilgilerden anlasiliyor. Ama tedbirli olmak gerekir. Gözcü, sancak bas omuzda 500 m’den bir denizalti rapor ediyor. Hemen gerekli savunma önlemini aldim.
Sonradan, deniazalti olmadigini anladik. Simdi biz, Girne sahillerine kara bombardimani yapiyoruz. Mermilerin bakir ve pirinc kovanlari güverteye düsüyor, oradan da denize. Gemi personelinin görüp denizalti periskopu sandigi, iste bu kovanlardan biri. Baskovan batmayip süyün üstünde yüzüyor. Asagisi agir, yukarisi hafif oldugu icin de, periskop gibi görünüyor. Ancak, isi bilenin bir bakista anlayabilecegi bir fark var. Bu cisim, denizdeki dalgayla birlikte, bir saga bir sola yatiyor. Halbuki, denizalti periskobu olsa, dimdik durur ve denizi yarar gider. Ama daha önce harp görmemis personel, tadbikatlarda ve egitimde ögretilen bu inceligi göremiyor.
Kibris karasularinda seyreden Rus tarama gemisi:
Bu olaydan kisa bir süre önce, Kibris’in karasularinin hemen dibinden bir tarama gemisi görmüstük. Geminin teshisi görevi bana verilmisti. Iyice yaklastiktan sonra, geminin bir rus tarama gemisi oldugunu gördüm. Ruslar harekati izlemek icin, o gemiyi oraya yollamislar. Hemen rapor ettim, ama, „o gemiyi oradan uzaklastirin veya ikaz edin, gitmezse batirin“ gibi bir talimat gelmedi. Gemi orada, harekat sahasinin icinde, sakin bir sekilde görevini sürdürdü.
Kibris Rum hücumbotlari ve Ecevit’in talimati:
Bu arada, biz Girne önüne geldik. Cikarma gemisinden birligimizin komutanini, personelini, araclarini sahile cikaracagiz. Bu sirada, Rum Kibris’in iki hücumbotunun süratle, cikarma yapacagimiz plaja dogru gelmekte oldugunu gördüm. Biz, plajin hemen önündeyiz. Girne limani ve oradan cikan hücumbotlar dogumuzda kaliyor. Gemilerle aramizda Adatepe muhribi var. O bölgede karakol görevi yapan Maresal Cakmak gemisi ise Girne’nin batisinda bulunuyor. Topcu subayina hedef tarif ettim. Hedef üsüne gelmesini istedim ve iki gemi menzile girdiklerinde, „atis serbest“ dedim.
Tam bu sirada, Basbakan Ecevit’in direktifleri üzerine oldugu beyan edilen bir emir geldi: „Karsi taraf ates acmadikca ates edilmeyecektir“. Nitekim, hücumbotlar, Adatepe’nin önünden gectiler, Adatepe’den ates edilmedi.
Emir, bütün askeri bilgilerime, okudugum stratejilere, mantiga ters düsmekle kalmayip, bir ülkenin savasta yenilgise ve büyük prestij kayiplarina ugramasina sebep olabilecek kadar tehlikeliydide. Yunan hücümbotu torpidosunu atacak, cikarma gemisini icindekilerle birlikte havaya ucurup denize gömecek, sen bundan sonra hücumbota ates acmissin acmamissin, ne fark eder ? Bu, cikarmanin sonu olur diye düsündüm.
Sayin basbakanin kararinin arkasindaki motifi anlamamak, onu taktir etmemek, elbette mümkün degildi. Ama, o anda icinde bulunulan durum ve yaratabilecegi risk, bu emre aynen uyulmasini makul göstermemekteydi. Topcuya, menzile girildiginde ates emrimi tekrarladim. Rotami doguya cevirdim. Hücumbotlarin üpstüne giderek onlar ile cikarma gemisinin arasina girdim. O sirada, havada iki ucak belirdi. Bunlar dalisa gecerek iki hücumbotu batirdilar.
Bu hususu daha sonra Montreux’den dönerken, ucakta Basbakan Ecevit’e anlattim. „Verdigimiz talimat zamana ve duruma uymadi“ dedim. Savastaki birliklere, harp sahasindaki durmu bilmeden, genel yaklasimlar dogrultusunda emirler verilmesinin sakincalarini, tarihteki misalleriyle anlattim.
Logged
AKAN KAN BAYRAK İÇİN...
yeratesgökatessanlıpiyade
Teğmen
Kıdem: 25
Mesaj Sayısı: 159
Baştan kaybolanları kimse bulmak istemez...
Kuvvet:
Ynt: KIBRIS ŞEHİDİ KOCATEPE
«
Yanıtla #5 :
Mart 29, 2008, 10:18:23 ÖS »
Birliklerimizin Kibris’a cikisi:
Güven Erkaya:
Bizim cikarma birliklerimiz Girne’ye cikarken, bizde, sahildeki Rum hareketlerini izliyoruz. Cikarma plajinin orada, kamyonlarla silah, havan ve malzeme tasiyorlar. Bir otel binanisnin önündeki agaclarinin arkasina mevzilenmis bir birlik gördüm.
Bize makineli tüfekle ates etti. Bende kara bombardimaniyla birligi yok ettim. Üzerlerine atis yapildigini görünce, arkadaki binaya kactilar. Bu sefer binayi bombaladim. Herkez kendisine göre, gördügü hedef üzerine atis yapiyor.
Taner Boytok:
Cikarma sirasinda zaiyat verdikmi ?
Güven Erkaya:
Gemide bir tabur askerimizt vardi. Zaiyat vermedik. Yalnizca, ilk cikanlardan fabrikada calisan bir isci sehit oldu. O anda cikarma aracinin icindeymis. „Bende cikacagim“ demis. Egitimsiz oldugu icin, cikarken mak. tüfek mermisinden korunmasini bilememis ve isabet almis.
Taner Boytok:
Böylece cikarmanin ilk günü heyecanli bir sekilde, fakat büyük bir aksilik olmadan tamamlanmis oldu, degilmi ?
Konvoy ihbari:
Güven Erkaya:
O geceyi Mersin’de gecirirken, Girne önüne dönmemiz emri geldi. Tinaztepe gemisi Deniz Kuvvetleri’yle veya havada bulunan deniz karakol ucagiyla muharebe irtibat gemisi olarak görevlendirilmisti. Tinaztepe Mersin’e ikmal yapmaya gittiginden, bu görevi bana, Kocatepe’ye verdiler.
Bu arada, deniz karakol ucagi bir rapor gecti. Raporda, bir konvoyun doguya, Baf’a dogru yol aldigi belirtilmekte ve bizden bu gemilerin Kibris’a cikmalarinin engellenmesi istenmekteydi.
10-12 gemiden olusan bir konvoyun Kibris’a dogru yol aldigina dair, Mugla’daki Jandarma Il Komutanligi’ndan alinan ham bir istihbarata dayan bir emir. Emirde konvoyun rotasi Baf olarak belirtiliyor. Sürati bildiriliyor.
Ben Konvoy olarak belirlenen gemi toplulugundaki gemilerin tiplerini ve milliyetini sordum. Deniz karakol ucagindan, bunlarin bilinmedigi cevabini verdiler. „Sabah alaca karanligi kesfinde bunlari ögrenip birlige bildirin“ dedim.
Simdi ne olmus, burada kesip öncesine döneyim. Mugla’daki Il Jandama Komutanligi’ndan Mugla valisine, ondan Jandarma Genel Komutanligi’na, bu komutanliktan Genelkurmay’a, Genelkurmay’dan da Deniz Kuvvetleri Komutanligi’na bir rapor gelmis. Rapor su: „Rodos’ta, Madrake Burnu aciklarinda asker yüklü 10-12 gemi“. Iste bütün olaylari baslatan rapor bu.
Bir hesap yapmislar. Bunlar gitse gitse 8 mil, hadi bilemedin 10 mil süratle gider, o süratle Baf’a su saatde varirlar. Bizden istenende, o saatden önce Baf önlerine varip, bunlarin Baf’a girmesini önlememiz.
Bu 10-12 gemilik asker yüklü toplulugu konvoy olarak vasiflandirmislar. Konvoy, askeri gemi toplulugu demek. Bir yerden bir yere ya asker, ya askeri malzeme ya da yiyecek tasiyor. Bunu koruyan bir Yunan birligi varmi ? Koruyan 10 muhrip varsa, biz bunu üc gemiyle nasil durdururuz ?
Konvoya saldiri emri:
Bekledigimiz emir sabaha karsi Ankara’dan geldi. Ankara, „Efendim siz üc gemiyle konvoya müdahale edeceksiniz“ diyor. „Önce Hava Kuvvetleri, sonra siz taarruz edeceksiniz“ deniliyor. Harekat sahasinda da uzak durmamiz isteniyor. Simdi harekat sahasi neresi ? Harekat sahasi diye bir yer cizilmemis. Harekat sahasi belirlenmedigine göre, sen kendin tayin edeceksin. Nasil tayin edeceksin ? Birligi vur emri dogrultusunda. Ben öyle bir yerde bulunmaliyim ki, hava taarruzundan sonra, oraya ulsabileyim ve konvoy Baf’a girmeden bunu önlemek imkanina sahip olabileyim.
Aldigimiz emir karsisinda, benim istedigim bilgiler daha da acil hale gelmis oluyordu. Tekrar deniz karakol ucagiyla temas kurup, gemilerin tipi, milliyeti ve refakat durumlariyla ilgili bilgileri göndermelerini istedim. Cevap, „Sis yüzünden asagisini göremiyoruz“ oldu.
Bana radar bilgilerini verebiliyorlardi sadece. Bununda yeterli olmadigi meydandaydi.
Bir ara, deniz karakol ucagi, Mersin’e intikal emri verilen mayin tarama gemilerimizide Yunan hücum botu olarak rapor etti. Ama elinde daha fazla bilgi bulunan ve oradaki mayin tarama gemilerinin mevcudiyetinden haberdar olan filo komutaninin müdahalesiyle, bu yanlislik düzeltildi. Bilmem durumu anlatabiliyormusum ?
Bir türlü, konvoy denilen gemi toplulugunun ne oldugunu anlayamiyoruz. Gelen raporlar celiskili oluyor. Bazen konvoyun 8-10 muhriple korundugunu duyuyoruz. Biz ise sadece üc muhribiz. Bazen, „Korumada muhrip yok“ deniyor, bir baska haberde, konvoyun yildiz seklinde dagildigi bildiriliyor. Biz ise, üc muhrip, azami süratle Baf’a dogru ilerliyoruz. Orada bir sey var, ama ne oldugunu bilemiyorlar. Deniz karakol ucagi, konvoyun tesadüfen bir araya gelmis, ticaret gemileri oldugunu dahi söylüyor. Gözle yapilan istihbarata dayanmayan bu bilgilerin hangisinin dogru oldugunu bilmek mümkün degil.
Taner Boytok:
Belkide birileri radarlari sasirtiyor.
Güven Erkaya:
Oda mümkün. O bölgede bunu yapabilecek kabiliyette Amerikalilar, Israillliler ve Ruslar var. Amerikalilarin ve Israillilerin bunu yapacaklarini sanmiyorum. Geriye Ruslar kaliyor. Biraz evvel bahsettim, bölgede bir Rus tarama gemisi var zaten.
Bize konvoy dedikleri gemiler toplulugunun mevki, sürati ve rotasiyla ilgili bilgiler geldikce ben, „Bizi ilgilendiren gemilerin tipi, milliyeti ve koruma durumudur“ diye mukabil bir mesaj gectim. Cevap, „Kuvvet komutanimiz bölgedeki bütün Yunan gemilerinin batirilmasini istemektedir“ seklinde oluyor.
Logged
AKAN KAN BAYRAK İÇİN...
yeratesgökatessanlıpiyade
Teğmen
Kıdem: 25
Mesaj Sayısı: 159
Baştan kaybolanları kimse bulmak istemez...
Kuvvet:
Ynt: KIBRIS ŞEHİDİ KOCATEPE
«
Yanıtla #6 :
Mart 29, 2008, 10:19:23 ÖS »
Kocatepe’ye hava saldirisi:
Biz sahaya iyice yaklastik. Onlarin verdikleri mevkileri koyduk haritaya. Bölge bizim radarlarimiza girdi. 20 milde olsan gemileri, bizim görmemiz lazim. Ama konvoy filan görünmüyor. Sadece bizim güneyimizde iki gemi göründü. Iki tekne arasinda 5 mile yakin mesafe var. Diger muhriplerimizin radar görüntülerni istedim. Onlarda sadece bu iki gemiyi teyit ettiler. Bunlardan baska birseyi onlarda görmüyorlar.
Söyle bir sey geldi aklima: Burada gemi toplulugu yok. Iki tane gemi var. Deniz karakol ucaginin pilotu, durmadan konvoy rapor ediyor. Biz buraya yaklasiyoruz. Daha Hava Kuvvetleri’nin taarruz zamanida gelmedi. Harekat sahasi dedikleri bir alaninicine dogru yaklasiyoruz. Öyle bir durum olacak ki, o iki gemi, bizde onlari korumakla mükellef 3 muhrip, 5 gemi olacagiz. Konvoy olarak rapor edilen gemiler bir anda biz oluverecegiz.
Hava Kuvvetleri’ne menzup ucaklarda gelip bize saldiracaklar.
Bundan endise ederek Ankara’ya bir rapor gectim: „bizim mevkiimiz, rotamiz, süratimiz, nizamimiz sudur. Nizamdaki gemilerin isimleri sunlardir. Birlik komutani su gemidedir. Sizin konvoy diye nitelediginiz gemi toplulugunun yeri olarak rapor ettiginiz yerde, biz birsey göremiyoruz. Sadece 20 mil mesafede, su ve su mevkiilerde 2 gemi var.
Bunlarin aralarinda da 5000 m mesafe var. Simdi bize:
1) Bu iki geminin geminin tip ve milliyetini söyleyin;
2) Konvoy diye nitelediginiz gemi toplulugunun mevkiini bildirin.
Deniz karakol ucagindan pilotundan gelen cevapta, karakol ucaginin bahsettigimiz iki geminin üzerinde oldugu, bizide gördügü bildiriliyordu. Konvoy denen topluluk, bu raporda iki gemiye inmisti. Gemilerden birinin Yugoslav, digerinin Italyan ticaret gemisi oldugu, nihayet anlasilmisti. Konvoyun mevkii ise, önce bildirilenlerden farkliydi.
Vuzuha kavusan durumu özetlemek üzere, Ankara’ya, Deniz Kuvvetleri‘ne bir mesaj yolladim.
Bu sirada carkcibasim Metin Sürüs köprü üstüne, yanima geldi. Cokda güzel bir hava. Saat 13 sulari. Kumanyalarimizi yiyoruz. Metin, „Komutanim, buraya Yunan ucaklari gelirmi?“ diye sordu. „Metin, buraya Yunan ucaklari gelmez, ama biraz sonra Türk ucaklarinin gelmesinden endise ediyorum. Biz buraya yaklastik, yaklastik ve adeta sözü edilen konvoyu olusturduk. Konvoy sanip bize taarruz etmelerinden korkuyorum dedim"“
Ben daha lafimi bitiremeden, radardan Türkiye yönünden gelen ucaklari rapor ettiler. Bu yanlisin bir yerinden döneceklerini sanip baslangicta ates etmeyi düsünmedim. Üzerimizden iki roket gecip hemen yanimizda denize düstü. Suyu geminin üstüne sicratti. Vay anasina, olacak is degil. Ancak o zaman, "„ates serbest“ emrini verdim.
Tepemizdeki ucaklar saat 16‘ya kadar gittiler, geldiler. 1. Ve 2. roketleri siyirmistik. Ama 3. Ve 4. roketlerle tam isabet aldik.
Bunlardan birisi kictaki topu vurdu. Digeride bacayi deldi ve savas harekat merkezine girdi. Ben o roketleri görünce, hemen telsiz kamarasina inip, birligin roket saldirisina ugradigini rapor ettim. Mevkkimizi ve rotamizi bildirdim. Gemi o sirada bir daha sarsildi. Hemen savas harekat merkezine ciktim. Roket bu kez harekat merkezinde patlamisti. Bütün radarlar, atis kontrol kulesi devreden cikmis, iceride yangin baslamisti.
Taner Baytok:
„Gemi saldiriya ugradi“ mesajini cekerken, bunun kendi ucaklarimiz tarafindan gerceklestirildigini vurgulamismiydin?
Güven Erkaya:
Hayir, gemi kictan isabet alinca, pilot bunu rapor etti. „Bu gemiyi kictan vurup topunu susturduk, ona kictan yanasacagiz“ diye. Silahi olmayan gemiye yaklasmak elbette daha kolay olmaktaydi. Bu arada, diger iki muhribimizde yara almisti. Bizde, harekat merkezinden sonra, telsiz kamarasinda da yangin cikti. Dinamo devreden cikti. Gemi bir anda cöküp kalmisti. Deniz suyu devrelerinde takat kalmadi. Yedek yangin tulumbalari güvertedeydi. Onlarda artik yoktu.
Kocatepe muhribinin batisi:
Ucaklarin mermileri bitince döndüler, ama yine geliyorlar. Diger iki muhribimiz kuzeye dogru devam etti. Biz bir anda kucakta kaldik.
Personel geminin icine girdi. Isiklar sönmüs, icerisi duman icinde. Personal ne yapacagini sasirmis vaziyette. Yara savunma subayi geldi. „Efendim, gemisnin su üstünde durma kabiliyeti kalmadi, gemiyi terk karari vermeniz lazim“ dedi. Geminin su alip almadigini sordum. Almadigini söyledi. „Siz yanginla mücadeleye devam edin, ben zamani gelince terk emrini veririm“ dedim.
En tehlikeli durum, kazan dairesindeki yangin. Kazan dairesiyle kictaki er kamarasindaki yangin cephanelige gecerse, bütün gemi icindekilerle birlikte inflak edecek. Simdi iki durum arasinda karar vermek zorundaydim. Terk emri versem, personel turuncu can yelekleriyle güvertede toplanacak, havadaki ucaklara hedef olacak veya daha can sali denize inmeden kendilerini denize atip telef olacaklar. Beklesen, geminin inflak riski var. Hepsi birden gidecek.
Ben böyle düsündüm: Ucaklar havadayken terk emri verirsem, bu ucaklar hemen saldiracaklar. Bütün personeli kaybedecegiz. Geminin ne zaman inflak edecegi ise belli degil. Onun icin, ucaklar gidene kadar beklemeye karar verdim.
Ucaklar ortadan kaybolduktan sonra, gemiyi terk düzenine gectim. Personeli indirmeye basladik. Tabii, düsünülmeyen bir cok nokta cikiyor karsimiza. Bazi can sallari hava taarruzu sirasinda mermi isabeti almis ve delinmis. Gemi komutani, vasita motoruyla gemiyi terk eder. Taarruzda, vasita motoruda parcalanmis. Barista koyulan kurallarin, harpte bazen islemediginin bircok örnegi ile karsi karsiyayiz.
Ben köprü üzerindeyim. Geminin terkini köprü üzerinden idare ediyorum. Herkes sala binip gemiyi terk etti. Benim yanimda muharebe subayi ve seyir astsubayi kaldi. Gemiyi o halde birakip gidemiyorum. Cakilip kaldim. Iradem beynime hükmedemeiyor. Seyir astsubayi cebinde bir sigara cikardi. Burus kiris olmus sigariyi alip yaktim. Topcu subayi kuledeydi. Ben ucaklarin olasi bir saldirisina karsi top personeli ile, cephanelik personelinin en sona kalmalarini istemistim. Herkes terk ettikten sonra, bas taraftaki bu personelinde sallara binmesini söyledim. Sehit topcu subayi Ercan Dincoglu cok mert, cesur ve bulunmaz bir cocuktu. Savas sirasinda bütün bu meziyetlerine yakindan sahit oldum. Terk etmeden önce, bütün gemiyi dolasmis. Güvertede, delinmis sallarin erzak torbalarini toplamis. Suda daha uzun süre kalabiliriz diye. Sonra gitmis, silah deposundan hafif silah ve mermilerini almis.
Onlarda ayrildiktan sonra, seyir ve muharebe subaylarini yanima alarak bas öne gittim. Bir tarafta benim binmem gereken sal, öbür tarafta Ercan Dincoglu’nun sali. „Komutanim, ne olur bizim sala gelin“ diyor.
Muharebe Subayi Necati Gürkaya evladim, seyyar telsiz cihazini almis bir naylon torbaya koymus, boynuna baglamis. Can yelekleri sisirmeli. Baktim, muharebe subayi can yelegini sisirmeden atiyor kendini. „Sisirde öyle atla“ dedim. „Efendim, usul sisirmeden atlamaktir, denizde sisirecegim“ dedi ve atladi. Boynundaki tesizin agirligiyla olsa gerek, gömüldü, gitti. Ya da yelegin icindeki karbondioksit gazi bitmisti.
Seyir astsubayinin arkasindan, bende atladim. Böylece geminin terki tamamlanmisti. Ercan Dincoglu’nun salina gectim. Sidettli rüzgarda sallar kayiyor. Biz sallarin üstünden kayiyoruz. Gemi alev alev yaniyor.
Logged
AKAN KAN BAYRAK İÇİN...
yeratesgökatessanlıpiyade
Teğmen
Kıdem: 25
Mesaj Sayısı: 159
Baştan kaybolanları kimse bulmak istemez...
Kuvvet:
Ynt: KIBRIS ŞEHİDİ KOCATEPE
«
Yanıtla #7 :
Mart 29, 2008, 10:20:17 ÖS »
Maresal Cakmak gemisi rotasini kuzeye ceviriyor:
Bir süre sonra kuzeyden bir geminin yaklastigini gördüm: Maresal Cakmak gemisi. Herhalde denizin üstünde bizi gördü. Toplamaya geliyor diye düsündüm. Yanilmisim.
Saat 18.30 sularinda, bir hava saldirisi daha oldu. Ama sallara degil. Yanan Kocatepe’ye. Maresal Cakmak gemisi havaya dogru ates etmeye basladi. Sonra rotasini kuzeye cevirdi. Saat 21 sularinda, Kocatepe büyük bir inflakla batti. Geminin akaryakit ve cephanesiyle birlikte inflak edisini ve batisini unutamiyorum. Saldaki cocuklardan bir kismi, saldiri sirasinda kendilerini denize attilar. 5-6 kisiyide böylece kaybettik.
Suda kalmanin ruh haleti:
Ben 24 saat suda kaldim. O suda kalma sirasinda, herkezin ruh haleti degisik oluyor, ama herkezi bir ölüm korkusu sariyor. Bir kismi suyunun asinin biteceginden endise ediyor. Nir kismi hava saldirisindan endise ediyor. Bu korkuyla, bagzilari kendilerinini denize atip, yüzerek karaya cikmayi denediler. Bir kac kisiyide bu yüzden kaybettik.
Salin icinde dursa, sürüden ayrilmasa, bir sey olmayacak. Ama anlatamiyorsun.
Gece olunca, kötü düsünüp, kötü seyler yapmasinlar, biraz oyalansinlar diye bir vardiya sistemi kurdum. Bazilarina gözetlemek, bazialarina hafif hafif kürek cekmek, bazilarina sali temizlemek, bazilarinada olaylari not etmek görevini verdim.
Bizim gemiden 30 sal vardi. Ilk taarruzdan sonra, sallar iplerini keserek birbirlerinden ayrildilar. Mani olamiyorsun. Aslinda usul, hepsinin birbirine bagli olmasi. Baslarinda da motor gidecek, hepsini sürükleyecek. Ama motor yok ki. Gidecegin yere gidemiyorsun, ama toplu halde bulununca, bir kurtarma gelip toiptan kurtarabilir. Ama pisikoloji icinde bagli kalmanin mümkün olamadigini gördüm.
Bütün gece morallerini yüksek tutmalari icin, „suyumuz ve erzakimiz, sekerimiz, sigarimiz var“ diye konustum. Susuzluktan korktuklarini görünce, gece boyunca su icmeyip mesaj vermeye calistim.
Ertesi sabahta gecti.
Israil okul gemisi denizden askerlerimizi topluyor:
Ögleden sonra saat 16 ya dogru, bir geminin bize yaklastigini gördük. Ufak bir balikci gemisi görünümünde. Israil Deniz Ticaret Okulu’nun, egitim ve gezi teknesiymis. Kaptani Istanbul’da kalmisti ve Türkce konusuyordu. Beni gemiye aldi.
Yunanistan ziyaretinden dönüyorlarmis. Israil’e mevki koymak icin, Kibris’a yaklasinca, bizi görüp rota cevirmisler. Hemen bizim saldaki ve etrafimizda görebildigimiz 3-4 saldaki cocuklari aldik tekneye. Etrafta görüen sal kalmayinca, Hayfa’ya dogru yola ciktik.
Kaptan’a, dus yapabilmek icin su olup olmadini sordum. Olumlu yaniti üzerine en cok ihtiyacim olan seyi yaptim. Üzerimizdeki is basilari cikarip, beraberimdeki büfeciye yikatip ütülettim. Gemisnin kaptani Binasi, kendi is basilarindan birini, benimkiler kuruyana kadar giyeyim diye bana verdi. Kot kumasindan kisa bir pantolon ve gömlek. „Sen acsindir“ diyerek birde sofra hazirlanmis. Sofrada peynir, ekmek ve sarap var. Sonra ben vurdum kafayi yattim.
Kaptan binasi durumu telsizle Hayfa’ya bildirdi. Kurtarilan personelin listesini verdi. Bir THY ucaginin Hayfa’ya gelip, bizleri Türkiye’ye götürmesini sagladi. Kendisinden, basina haber verilmemesini ve iceriye alinmamalarini rica ettim. Bunuda temin etti.
Hayfa’ya geldigimizde, bizi limanlardaki ambarlardan birinin icinde kurduklari deskte karsiladilar. Cikanin adini, soyadini aliyorlar, uzatmadan gümrük ve polis, girdi ciktilarini tamamliyorlar, sonra hepimizin eline birer sandvic, soguk mesrubat ve sigara paketi tutusturarak yolcu ediyorlardi. Türkce bilen memurlar ve cok iyi hazirlanmis bir oirganizasyon sayesinde, hicbir güclük cekmeden bir otobüse bindirildik.
Otobüste Israil’deki atase militerimiz bizi karsiladi. Getirdigi bir karton sigarayi personele dagitti. Ama maalesef oda ihtiyacimiz olan bilgileri verecek durumda degildi.
Ankara’ya vardigimizda bizi karargaha aldilar.
Deniden cikmis insanlariz, bir kismi denize atlarken is basinisini bile cikarmis. Karargahta, bir tabura gectik. Deniz Kuvvetleri Komutani Kayacan cocuklarin kahramanliklarini ve gecmis olsun dileklerini dile getiren bir konusma yapti.
Personele taburda yer hazirlamislar. Orada yatacaklar. Ben, bu personelin savas alanindan geldigini, günlerce denizde ölüm kalim mücadelesi verdigini, bir cogunun piskolojik tedaviye ihtiyaci olabilecegini söyledi. „Pekiyi“ dediler.
„Denizin üstünde, hala sizden yardim bekleyen bazi personelim var. Bunlarin kurtarilmasi icin harekete gecildimi?“ diye sordum. Kuvvet komutani harekat baskaniyla görüsmem icin talimat verdi. Harekat baskani beni beklemedigim kadar sert bir tavirla karsiladi. Sanki ben yanlis bir is yapmisimda onun hesabini soruyordu. „Sen sallarini bir arada tutamamissin, dagitmissin, simdi onlari ben nereden bulacagim?“ dedi.
„Efendim, siz denizde saldayken, üzerinizden hic Hava Kuvvetleri uctumu? O inssanlarin piskolojisinin ne oldugunu biliyormusunuz ? Kimi kendini denize atiyor, kimi salin iplerini kesiyor. Geminin nerede battigi belli. Personelin, sallarinda o bölgede aranmasi gerekir“ dedim ve bir plan yapip onun üzerinde nerelerin aranmasi gerektigini anlattim.
Bir kisim personelde, Libya’lilar ve Ingilizler tarafindan kurtariliyor:
Bizim Israilliler tarafindan kurtarilimisimizin ardindan, bir grup personelimizde Libyalilarca kurtarildi. Kaddafi bu askerlerimizi en mükellef sofralarda, yiyecek ve iceceklerle agirladiktan sonra, yesil üniformalar, ayakkabilar giydirerek ülkemize yolladi. Bir kisim personelimizide denizden Ingilizler topladi.
Kocatepe personelinin komutanlarina bagliligi:
Bak bir anektod var, onu anlatayim. Benim gelisimden bir gün sonra, bir parti personelimiz daha kurtarilarak, Ankaraya ulastirildi. Hava meydanina, ben geminin komutani olarak, Genel Sekreter Mustafa Turuncoglu, Deniz Kuvvetleri’ni temsilen, Ankara valisiyle gittik. Ucaga Ankara valisi önce, ben en arkada girdik. Vali bir konusma yapiyor. Bazi personel aglamaya basladi. Vali, „Aglamayan evlatlarim, bu sizler icin bir kahramanlik örnegidir, bununla gurur duymaniz gerekir“ dedi.
Ast subaylardan birisi, „Ne aglamasi efendim. Bunlar sevinc gözyaslari, biz burada komutanimizin hala sag oldugunu gördük, ona sevinip agliyoruz"“dedi.
Vali, Mustafa Turuncoglu’na döndü „Bizim burada yerimniz yok galiba, biz onlari komutanlariyla bas basa birakalim“ dedi ve ayrildilar.
Ucaktan ciktilar, biz ise yeniden sarmas dolas olduk. Beni gemide biraktiklarindan, akibetimden süphe ederlermis.
Taner Baytok:
Güven, bu olay senin ruh halini nasil etkiledi ?
Güven Erkaya:
Kanaatimce, acilarin en büyügü evlat acisidir. Ben evlatlarimi kaybettim. Onlarin hatiralari ve yüzleri, terk etmek zorunda kaldigim gemimin, alevler icinde yanarkenki hali, hicbir zaman gözümün önünden gitmiyor. Tek tesellim, bu cocuklarin birer vatan kahramani oluslari ve sehitlik mertebesine erismis bulunmalaridir.
Ayni derecede kuvvetli birde üzüntüm var. Oda, bu kadar ibretle dolu bir olayin tarafimizdan yeterince incelenip, gelecekte tekrarlanmamasi icin gerekli derslerin, cikarilamadigi yolundaki düsüncemdir.
Logged
AKAN KAN BAYRAK İÇİN...
BIRLIKNET
Admin
Kıdem: 62
Mesaj Sayısı: 2206
Kuvvet:
Ynt: KIBRIS ŞEHİDİ KOCATEPE
«
Yanıtla #8 :
Mart 29, 2008, 10:32:58 ÖS »
TCG KOCATEPE olayı çok üzücü bir durumdur, şahsende her duyduğumda üzüntümü ifade edemediğim olaylardan bir tanesidir.
Türk Deniz Kuvvetlerin o günden sonra Kuvvetler arası iletişimin ne kadar önemli olduğunu her fırsatta söyledi,öğretti,alıştırdı ve şuan hem Savaş Gemilerimiz hem de Uçan Kartallarımız gayet iyi Savaş ve Barış durumlarına hazır birşekil de iletişim sağlayabiliyorlar.
Tgc Kocatepe'nin vurulması sırasında gemide görevli bir personel; olayı şöyle özetlemektedir.
" ...Var gücümüzle kendimizi tanıttık,telsiz kodları,telsiz çevrimleri tüm metotları denedik T/T işaretleri bile kullanıldı, pilot yanımızdan sorti yaptığı halde üzerimizdeki denizci eğitim elbisemizdeki soyadımız kazılı armaya varıncaya kadar gördü ama ne yazik ki bizi vurdu...."
Allah bir daha böyle bir durumla karşı karşıya bırakmasın bizleri....
Logged
Yeni ´Askeri Bölümler` Yönetmeliği...
[Yönetmelik]
Gündem / Haberler de artık kaynak belirtmek zorunlu...
[Bölüm Kuralı]
ARKADAŞLARIM YOK;
Aklım Arkadaşımdır.
DÜŞMANIM YOK;
Dikkatsizliğim Düşmanımdır.
ZIRHIM YOK;
Yardımseverliğim Zırhımdır.
KALEM YOK;
Değişmezliğim Kalemimdir.
KILICIM YOK;
Zekam Kılıcımdır.
yeratesgökatessanlıpiyade
Teğmen
Kıdem: 25
Mesaj Sayısı: 159
Baştan kaybolanları kimse bulmak istemez...
Kuvvet:
Ynt: KIBRIS ŞEHİDİ KOCATEPE
«
Yanıtla #9 :
Mart 30, 2008, 03:03:27 ÖS »
Bu konu her zaman çok ilgimi çekmiştir ama asıl merak ettiğim konulardan biri ise saldıraya katılan pilotlarla kocatepe personeli daha sonra karşılaştılarmı yada karşılaşanlar oldumu yüzyüze gelip olayı saldırı hakkında konustular mı acaba?nasıl davrandılar aynı ülkenin askerleri birbirlerine karsı savasıyor nasıl bir psikoloji cok acı ama gercek...
Logged
AKAN KAN BAYRAK İÇİN...
soufa
Kd. Binbaşı
Kıdem: 245
Mesaj Sayısı: 2106
yanlız gözyaşların yıkar ruhundaki günahları
Kuvvet:
Ynt: KIBRIS ŞEHİDİ KOCATEPE
«
Yanıtla #10 :
Mart 30, 2008, 11:26:26 ÖS »
SAVUNMA HAVACILIK dergisinde çıkan bu makalenin ardından KOCATEPE yi batıran grupda yeralan emekli hava pilot ZEKİ KILIÇ dergiye cevap niteliğinde posta gazetesine filan çıkmıştı o müthiş cümleyi kullandı
istesek kaptanın kol saatini bile vurabilirdik ...
madem öyleyse neden YÜCETEPE ve M.F ÇAKMAK sağ kurtuldu Bütün hıncınızı hareketsiz kalan KOCATEPE den çıkardınız
not :
O yıllarda THVK nin gece atış ve hareketli hedeflere atış eğitimi yoktu...
Logged
BIXI MAN
Teğmen
Kıdem: 5
Mesaj Sayısı: 134
Bir ölür , bin doğarız....
Kuvvet:
Ynt: KIBRIS ŞEHİDİ KOCATEPE
«
Yanıtla #11 :
Mart 31, 2008, 11:21:53 ÖÖ »
Gerçekten zeki kılıç böyle bi şey demiş se çok ayıp etmiş...
Bi de maharetmiş gibi anlatıyor , yok kol saatineden vururmuş ...
Burada maharet ke dost-düşman ayırımı yapmaktır , cep saati kol saati muhabbeti değil...
Logged
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.
soufa
Kd. Binbaşı
Kıdem: 245
Mesaj Sayısı: 2106
yanlız gözyaşların yıkar ruhundaki günahları
Kuvvet:
Ynt: KIBRIS ŞEHİDİ KOCATEPE
«
Yanıtla #12 :
Nisan 06, 2008, 12:48:04 ÖÖ »
Logged
peyk
Teğmen
Kıdem: 39
Mesaj Sayısı: 210
Kuvvet:
Ynt: KIBRIS ŞEHİDİ KOCATEPE
«
Yanıtla #13 :
Haziran 24, 2008, 10:32:23 ÖS »
nadir bir kocatepe resmi
üstteki çizim d354 kocatepe yanlız savaştan sonra alınan ve aynı isim ve borda numarası ile göreve bşlayan gemidir
Logged
İtinalı şekilde tank'lara balans ayarı yapılır
mg42
Bölüm Yöneticisi
Kıdem: 197
Mesaj Sayısı: 3049
Kuvvet:
Ynt: KIBRIS ŞEHİDİ KOCATEPE
«
Yanıtla #14 :
Haziran 25, 2008, 09:06:12 ÖÖ »
Bölüm Sorumlusu Notu: Sayın Soufa, kendi özel arşivinizden çıkmadığı sürece lütfen resimlerin üzerine kendi isminizi vurmayınız. Saygılar.
mg42
Bölüm Sorumlusu
Logged
Demokrasi, iki kurtla bir kuzunun akşam yemeğinde ne yiyeceklerini tartışmasıdır!
Sayfa: [
1
]
2
Yukarı git
Yazdır
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
Birliknet.Com Sesleniş
(PORTAL SAYFASI )
-----------------------------
=> Anketler
=> English
-----------------------------
Askerî Bölge , Özel Kuvvetler , İstihbarat
(ASKERİ BÖLGEYE GEÇİŞ )
-----------------------------
=> Genel Askeri Konular
=> Diğer Ülke Orduları
===> Türkiye'nin Komşuları
=> Kara Kuvvetleri
=> Hava Kuvvetleri
===> Uçaklar ve Özellikleri
=> Deniz Kuvvetleri
=> Diğer Birimler
===> Polis Teşkilatı
===> İstîhbarat Teşkilatları
=> Silah Sistemleri
===> Namlulu Silahlar
===> Füze , Roket ve Güdüm Sistemleri
===> Taktik ve Elektronik Harp Sistemleri
===> Zırhlı Araçlar
=> Askeri Resimler ve Videolar
-----------------------------
Genel / Güncel / Aktüel
-----------------------------
===> Yaşam
===> Teknoloji
===> Dünya
===> Spor
=> Felsefe ve Davranış Bilimleri
=> Hukuk
=> Sağlık
-----------------------------
Birliknet Eğitim Bölümü
-----------------------------
===> Eğitim Okulları
===> Türk Dili
-----------------------------
Sunum / Güncel /Tarihsel
-----------------------------
=> Vatan Kahramanları
=> Atatürk Köşesi
=> Tarih Bölümü
-----------------------------
Bilgisayar Program Internet Oyun ve Dosya Paylaşımları
-----------------------------
=> Bilgisayar ve Internet
Yükleniyor...